Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri

BİNGÖL SAĞIR DİLSİZ VE KÖR

Bir bilmece vardır. Bilirsiniz.” Sağır, dilsiz ve kör ormanda yürüyorlarmış. Sağır ölmüş. Dilsiz sağırın öldüğünü köre nasıl anlatır“ diye;
Bu makale 11 Ocak 2015, Pazar 20:51:06 eklenmiş ve 4973 kez görüntülenmiştir.
GÜLER SAĞDIÇ

Yazmaya başladığımda tam olarak dilsiz gibi hissettim.

 

Sonra Bingöl oldum. Bingöl’ü anlatmak istedim. Bir kenti anlatmak için sadece havası, suyu, kültürü, doğal güzellikleri yeterli değildi.

 

Anlatma kaygısı taşıyarak hayal ürünü olmayan gerçeklerle, aşağı çarşı ruhuyla ve yine gerçek bir umutsuzlukla Bingöl’ün değişmesin den umudumu kesip Bingöl’ü gözlemleyen oldum. Biraz hayallere dokunmak için biraz yazmak için biraz susmak için biraz anlatmak için…

 

Kendi İç dünyasında, kendi içinde yaşadığı ortamla ilgili bazı olaylara yanıt aradım.

 

Bingöl’ün iç dünyasının bir parçası olarak, aynası olmak için ses olursunuz, çığlık atarsınız ama ses yankısız kalır. Kadını, erkeği, yaşlısı, genci herkes sessiz kalır.

Sonra;

aykırı olursunuz, öteki olursunuz, taraf olursunuz….

 

 Kör bir insana renkleri nasıl anlatırsınız ki. İşte böyle bir durum benimki si.

Bingöl’ü de Bingöllüyü de anlatmakta zorlanıyorum artık.

 Bingöl sağır dilsiz ve kör….

 

Bingöl yıllardır üzerinde oynanan siyasi politik oyunların kurbanı olmuş bir kent. Sabah neye uyanacağınız belli olmayan, en çirkin entrikaların döndüğü, kirli siyaseti ile işsizliği, yoksulluğu iliklerine kadar hissetmiş ve bununla terbiye edilmiş, şahsi çıkarın, menfaatin tavan yaptığı, özünden uzaklaşan, eriyen bir Bingöl ve Bingöllü gerçeğini görmezden geliyoruz.

 

Bingöl, ün ekonomik, kültürel, sosyal gelişimini bir kenara atıp şahsi çıkarlar içinde kayboluyoruz. Sahte dayanışmalarla herkesin birbirine kazık attığı, en yakınını bile harcadığı samimiyetsiz insanlara dönüşüyoruz. Cesaretimizi, duygularımızı, dürüstlüğümüzü, sıcak ve samimi duruşumuzu her şeyden önemlisi insanlığımızı kaybediyoruz.

Seçilmişi, Siyasi rantların, bireysel çıkarların, iş adamı siyasetçinin kölesi olmuş  bir düzenin parçası  olduk.

 

 Bu şehrin bugün yaşadığı travmanın kaynağı bana göre tarihsel genetik kodlarla birebir alakalıdır.

 

 1925 yılında yaşanan ve büyük acılara yol açan Şeyh Said Kıyamı sonrası dönemin egemen güçleri kıyama katılanların büyük çoğunluğunu Şark İstiklal Mahkemelerinde asıp geriye kalan aile efratlarını sürgünlere gönderdikten sonra tüm bölgeyi zapturapt altına almak için çalışmalara başlamıştı.

Bölgedeki asayişsizliğin kontrol altına alınması için dönemin başbakanı İsmet İnönü, nün teklifiyle 25-12-1935 te TBMM, de kabul edilip  4 Ocak 1936 da resmi gazetede yayınlanan kanunla Çabakçur vilayeti kurulmuş ardından, da 6 Ocak 1936 tarihinde ve 23823 sayılı kararname ileTunceli, Elazığ ve Bingöl illerini kapsayan Dördüncü Umum Müfettişliğini hayata geçirerek Umumi müfettişliğe, de  Halk arasında “Dersim Kasabı” olarak bilinen Korgeneral Abdullah Alpdoğan,ı  getirmiştir.

 

Dikkat ederseniz 4 Ocak, ta Çabakçur vilayeti kuruluyor ardından 6 ocak, tada 4. umum müfettişliği kurularak dersim ve çabakçur  tarihte Kürtler için "Dağ Türkleri”  lafını ilk kullanan bir korgeneralin inisiyatifine bırakılıyor.

 

Zaten daha sonraki süreçte bu korgeneralin dersim, de yaptığı mezalim hepinizin malumu..

 

Bizi üzen ise 79 yıl önce oluşturulan korku imparatorluğuyla bireyin kendine güvensizlik hissini oluşturduğu bu yapının ilimizde bugün yaşanan süreçle birebir benzeş olduğunu görmektir..

Bingöl sağır dilsiz ve kör olmasaydı ,79 yıldır Türkiye’nin yaşadığı değişim rüzgarının neden bu taraflara doğru bir türlü esmediğini veya esemediğini sorgulardı..

Bingöl sağır dilsiz ve kör olmasaydı, insanlarımızın sosyal dayanışma kapılarında ezilip büzülüp günübirlik yardım istemenin bir fayda getirmeyeceğini anlar ve işsizliğin önlenmesi  için gerekli tedbirlerin neden alınmadığını sorardı..

 

Bingöl sağır dilsiz ve kör olmasaydı, 81 vilayet içinde  Ekonomide de 74’üncü, Eğitim,de 68’inci, Sağlıkta 56’ıncı,Kent hayatında 56’ıncı, Kültür sanatta da 52’inci sırada yer aldığı için döner yetkililerden bunun hesabını sorardı..

 

Bingöl sağır dilsiz ve kör olmasaydı,50 yıldır hep iktidar partilerinin “kale” olarak gördüğü bir şehir olmasına rağmen neden 250 bin nüfuslu şehrin üçte ikisinin kişi başına düşen aylık gelirinin, brüt asgari ücretin 1/3'ünden az olduğunu yani yüz bini aşkın insanın aylık gelirinin 350 liranın altında olduğu için “Yeşil Kart” lı olduğunu sorgulardı..

 

Yazımın başında demiştim ya Kör bir insana renkleri nasıl anlatırsınız ki.”

 

Neden çocuklarımızı asgari ücretli bir taşeron işe sokmak için siyasilerimizin kapısını aşındırmaya devam ediyoruz?

 

Neden dört yol parkında oturup yönümüzü hükümet konağına çevirerek devlet bize yardım etsin diye çırpınıyoruz?

 

Neden şehirde onlarca okul varken bir iki tanesine “bu okul torpilli” diye çocuklarımızı sokmaya çalışıyoruz?

 

Neden en küçük bir sağlık şikâyetimizde bile çevre illere sevk ediliyoruz?

 

Neden ?..Neden ?...Neden..?

NEDEN,Mİ……ÇARESİZLİKTEN

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri
© Copyright 2017 Bingöl Haber bingölunsesi haber bingöl Gazete . Tüm hakları saklıdır. Bu site bingölun sesi Gazetesi Haber ön muhasebe programı bingöl billboard reklam
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİNGÖL HABERİ
bingöl bilgisayar firmaları
bingöl haberleri
bingöl haber