Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri

LEC YAPMAK……

Komutanın biri askere yeni gelenlerden bir musiki grubu kurmak için Urfalı askerleri çağırır ve sivil hayatta hangi enstrümanları çaldıklarını sorar.
Bu makale 09 Mart 2015, Pazartesi 20:20:05 eklenmiş ve 1715 kez görüntülenmiştir.
GÜLER SAĞDIÇ

Kimisi Saz kimisi Ud kimisi Def çaldığını kimisi, de Sanatçı  olduğunu söyler. Birisi ise “Lec” yaptığını anlatır. Komutan bundan bir şey anlamaz. Fakat anlamadığını belli etmemeye çalışır.

Askerlerin sanatlarını nasıl icra ettiklerini sırayla görmek istediğini söyleyince herkes komutana göstermek için sanatını icra etmeye ve tek tek enstrümanlarını çalmaya başlar. “Ben Lec yaparım” diyen asker hangi hemşerisi müzik enstrümanı nı çalmaya başlarsa hemen ayağa kalkıp 

-Bravo! Çok yaşa! Varol! Aslanım! Koçum! gibi sloganları var gücüyle bağırır.

 Herkes sanatını komutana gösterdikten sonra sıra “Ben Lec yaparım” diyen askere gelir. Komutan Lec yapmasını isteyince:

-Yaptık ya! der.

“Bravo! Çok yaşa! Varol! Aslanım! Koçum!” diye bağırıyordum ya! İşte “lec yapmak” budur, der.

 

92 yıllık Cumhuriyet tarihi boyunca  “hilafet ve saltanatı canlandırma hevesi”, “modernlik-öncesi toplumsallıkların direnci”, “aşiret ve eşkıya” son olarak ta  ‘bölgesel geri kalmışlık’ olarak yeniden inşa edilen Kürt sorunu….

 2013 yılı başlarında, Kürt sorununa çözüm bulmak amacıyla “barış süreci” olarak adlandırılan ve geçtiğimiz hafta  Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi'nde Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala ile HDP heyeti arasında yapılan görüşme sonrası Sırrı Süreyya Önder tarafından yapılan 10 maddelik açıklamanın yanı sıra ilk kez Devlet-Hükümet Erkanının verdiği “Resim” Kürt sorununun çözümü noktasında  umutları artırdı.

Hükümet ile HDP heyeti arasında varılan mutabakat ve  İmralı, Kandil trafiği ile bahar aylarında  PKK nın “silahsızlanma konferansı” nı  toplaması  ve militarizmden uzak demokratik açılım gibi geniş bir yelpazeye gidilmesi  yönünde güçlü mesajlar verilmeye başlandı..

 Türkiye,de barış rüzgarları eserken, Bingöl Üniversitesi Öğrencilerinin kendilerine yönelik antidemokratik uygulamaların son bulması amacıyla başlattıkları Açlık Grevi yaşadığımız şehirde  toplumsal barış adına bizleri derinden üzdü.

Taraflar arasında hala karşılıklı söz düelloları devam ederken Çocuklarının geleceği için endişe duyan aileler, sanki bu “Açlık Grevi” Bingöl, de yaşanmıyormuş ve her şey güllük gülistanlıkmış gibi normal yaşamlarına devam eden Bingöl kamuoyundan “lec” yapmalarını istemiyorlar..

Eğitim-Sen Bingöl şubesinde Gencecik bedenlerini  “Açlık Grevi”  gibi bedensel ve zihinsel büyük tahribatlara yol açacak bir protesto biçimiyle her geçen gün eriten çocukların başlatmış olduğu açlık grevinin hala devam ettiği bu günlerde basında yer alan bir haber aslında her şeyin özeti gibiydi

 Çocukları açlık grevinde olan Bingöllü  bir Ana- Baba,nın  Her fırsatta Bingöl halkının misafirperverliğinden ve hoşgörüsünden bahseden sözde Bingöl aşığı büyüklerimize

 Ve biz bu şehirde yaşayan sıradan insanlara “Açlık öldürmez duyarsızlık öldürür ” pankartı altında “Ben de Açım, yiyemiyorum, uyuyamıyorum ”diye başlayan bir çığlığıydı.

Öylesine kocaman bir çığlıktı ki adeta bir çığ gibi Islak gözlerle dışa vurulan kocaman acının kifayetsiz sözleri suskun ve sağır  kamuoyuna seslenişiydi , serzenişiydi…..

Bu kadar büyük serzeniş karşısında yetkililerin sessizliği, ana-babaların sessizliği en önemlisi  “Kuzuların sessizliği” gibi İnsansız ama hırçın bir sessizlik okunuyor Bingöl’den. çok derinden duyuluyor hatta hiç duyulmuyor.

                                                                           ***

30 yıldır savaşın gölgesinde yoksulluk ve çaresizlikle yaşayan ve her gün gidip geldigimiz yanı başımızdaki komşu şehirlerimizdeki ana-babaların bin bir emekle özgürce okusun diye gönderdikleri Bedenini açlığı yatırmış misafir çocuklara sahip çıkmak zorundayız..

Buradan bir çift lafımız,da Bingöl üniversitesi yönetimine olacak,

son aylarda üst üste yaşanan olaylar sonrasında  kamuoyu nezdinde çok büyük çapta  itibar kaybına neden olan öğrenci olaylarını yatıştırmak ve kendi içerisinde çözmek yerine  Hala kendi haklılığını ispat için basın yayın organlarına demeçler  vermeniz  kabul edilir bir durum değildir.

Elbette ki üniversiteler özerktir ama Özerklik, öğretim ve araştırmanın zarara uğramaması bakımından öğretim üyelerine verilen bir yetkidir ve bu yetki, kapris ve keyfe göre karar verme ile öğrencilerin isteklerine sırt çevirme hakkını size vermez…

Beğenmediğimiz 1982 darbe anayasası bile 25. Maddesinde  Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir derken yine bir anayasal kuruluş olan Bingöl üniversitesinin kendi bünyesindeki öğrencilerin düşünce ve kanaat özgürlüğünü yok sayan keyfi uygulamaları da  Rektörü Bingöllü olan bir kuruma yakışmamaktadır.

bu öğrenciler Sizin resmi görüşünüzü ,siyasi görüşünüzü yansıtmıyor diye “taraf olmayan bertaraf olur” anlayışıyla yaklaşmanız bir akademisyenin ,bilim insanının tarzı olamaz..

 unutmayın  bu yaşananlar siyaset üstüdür . Konu insan hayatıdır.

Bir can gittikten sonramı vicdanınızın sesini duyacaksınız

 Bir adım …sadece bir adım…..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri
© Copyright 2017 Bingöl Haber bingölunsesi haber bingöl Gazete . Tüm hakları saklıdır. Bu site bingölun sesi Gazetesi Haber ön muhasebe programı bingöl billboard reklam
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİNGÖL HABERİ
bingöl bilgisayar firmaları
bingöl haberleri
bingöl haber