Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri

REHBER VE GENÇLİĞE HİTABE!

Sayın Albert Camus, Neden İtiraz Ediyorsunuz? …Bir muhatap bulmak ya da bir sorumluyu uyarmak veya serzenişte bulunmak için itiraz etmiyorum. İtiraz etmemek elimde olmadığı için itiraz ediyorum. İtiraz ediyorum, çünkü itiraz etmezsem, insana egemen olan düzeni, mevcut durumu kabul etmiş, ona boyun eğmiş ve benimsemiş olurum. İtiraz etmekten başka -sonuçsuz da olsa- bir yol tanımıyorum.(1)
Bu makale 13 Şubat 2013, Çarşamba 08:59:50 eklenmiş ve 1020 kez görüntülenmiştir.
Veysel Çeliker

Bu noktada Sayın Seyyid Kutub’a şunu sormak istiyorum, bu itirazlar ne zaman sonuç verecek?


Biliyorum ki "yeniden dirilişe girişmekle" "kumandayı teslim alma devresi" arasındaki mesafe uzaktır… Çünkü, ümmet uzun yıllar hem gözle görülen dünyadan hem de varlıklar dünyasından kaybolmuştur. Uzun yıllar boyunca beşeriyetin kumandasını başka düşünce sistemleri, başka milletler, başka fikirler ve prensipler ellerinde tutmuştur.(2)

Peki Sayın Malcolm X (Malik El Şahbaz), sizce bu aşamaya nasıl gelindi ve sorumlular kimlerdir?


…Bir çoğumuz suça, hırsızlığa, kumara ve fahişeliğe sapar. Bazılarımız ise şehir merkezlerindeki babalar tarafından kullanılarak, zenci toplumuna, bizim insanımıza uyuşturucu satar. İşsizlik ve fakirlik insanlarımızın bir çoğunu suça iter. Ama asıl suçlular Washington D.C.'deki Beyaz Saray'dadır. Asıl suçlular beyaz liberaller, ikiyüzlü politikacılardır. Bu, dostumuz pozundaki yasal dolandırıcılar, bizi suça iterler ve sonra da beyaz adamın şeytani kötü alışkanlıklarını, insanlarımız arasında yayarlar.(3)

Burada da Sayın Dr. Ali Şeriati’ye şunu sormak istiyorum. Söz konusu olaylar karşısında gösterilecek tepkinin entelektüel bir alt yapısının olması açısından sizden teorik anlamda bir takım öneriler edinebilir miyiz?


Hemen işin başından, hiçbir gücünüzün ve yardımcınızın olmayacağını kesin ve yakin olarak bilerek çalışmanızı temellendirme durumunda olduğunuz gerçeği üzerine oturtmalısınız temeli. Bu yolda, bu çizgide, bu düşünce biçimiyle, siz ve fikirdaşlarınız yalnız kalacağınızı bilerek, görerek; çalışmalı ve sadece garazkâr düşmanların, sizi ezme görevini ve sorumluluğunu üstlenen kimselerin ve sadece karşı düşünsel ve toplumsal cephede size muhalefete kalkışanların bulunacağının değil, buna ek olarak yoldaşlarınızın, dertdaşlarınızın  ve fikirdaşlarınızın da en güç, en hassas anlarda sizi yalnız bırakacaklarını; kural olarak, ahlak olarak, toplumsal olarak ve dinsel olarak bir düşünce tarzını destekleyen, savunan ve koruyan kimseler olmaları gerekenlerin, bireysel ya da bireysel olmayan çıkarlar ya da başka maslahatlar hatırına, sen karşıtlarının düşmanlıklarının, suçlamalarının ve saldırılarının “nişan tahtası” olduğun anda, işte tam o anda kendilerini yana çektiklerini ve ortamı uygun kıldıklarını bilerek atmalısınız hareketinizin temellerini. Ta başlangıcından inanmalısınız ki mutlak sadakat ve hakikat esasınca yapılan ve maslahatçılık, ”şunu da elde etmek”, ”nabza göre şerbet vermek”, siyaset oyunu, kişiliklerle oynama, yakınlaşmalar, tevessüller, ”hoşa gitme”ler, ”kötü gelmeler”, buna sahip olup onunla temas kurmak, onu da razı etmek yolu olmayan her işte yalnız kalmak kaçınılmazdır.(4)
 
Sayın Snelman, Dr. Ali şeriati’nin çözüme teorik yaklaşımını hep beraber dinledik. Yine bu anlamda sizden de “Ne yapmalı?” sorusunun cevabına somut örnekler alabilir miyiz?

Uyandırınız halkın düşüncesini!
Köylülere, işçilere ve şehirli alt tabakalara daha iyi nasıl yaşayabileceklerini, hayatlarını daha iyi nasıl kurabileceklerini öğretiniz!
Halkımıza hayatın değerini ve onu korumayı öğretiniz!
Halkımıza çalışma yöntemlerinin nasıl olduğunu öğretiniz!
Ucuz ve sağlıklı konutları nasıl yapabileceklerini öğretiniz!
Kendilerini ve çocuklarının sağlıklarını nasıl korumaları gerektiğini anlatınız!
Mutlu bir aile hayatının nasıl kurulabileceğini, kadının erkeğe, erkeğin kadına nasıl davranacağını ve çocuklarını nasıl terbiye etmeleri gerektiğini öğretiniz!
Halkımızı, dakik, disiplinli ve muntazam olmaya alıştırınız. Vicdanlı olup sıraya riayet etmelerini, kendilerinin ve başkalarının haklarını saygıyla gözetmelerini öğretiniz.

Ve bütün bunlarda da halka bizzat kendiniz örnek olunuz! (5)


ŞİMDİ BENİ İYİ DİNLE GENÇ ARKADAŞIM, KARDEŞİM…

Genç kardeşim!

Kanı deli ırmaklar gibi coşkulu akan, coşkusuyla dünya hayatına hareket, tazelik, güzellik katan kardeşim...

     Senin ilkbaharda yağmurlarla ve karlarla coşan ırmak misali halin, kendi mecrasında aktığı sürece hayat ve ümit verir çevresine.

Görenleri kendine hayran bırakır. Susamış bağırlara tazelik verir her bir damlan!

     Ama mecranın dışına çıktın mı felaketi olursun çevrenin. Sağa sola bilinçsizce savrulan bu halinle sen de yok olup benliğini kaybedersin.

    Mutluluk için, kendin olabilmen için doğru olan mecranı bulmalısın. İşte o zaman sen, SEN olursun. O zaman çevrene hayat verebilirsin. Seni sen yapacak olan, sana anlam ve güzellik kazandıracak olan mecran İSLAM’DIR

Hiç durup düşündün mü kendini?                                                                     

Ben kimim?

Benim özümde ne var?

Benim asıl gayem nedir?

Evet, evet sen… Bir saatini ayır kendin için. Dış dünyadaki bütün sesleri kapatıp, çığlıklarını sana duyurmaya çalışan içindeki SEN’E kulak ver. Dış dünyadaki sesleri alabildiğine yükseltip, çığlıklarını bastırmak istediğin SEN’E. Dinle bir bak neler söylüyor sana.

        Evet, bunu yapmalısın genç kardeşim. Herkese bir kere verilen bu şansta kendini tanımadan, başkalarının istekleri ve yönlendirmeleri doğrultusunda yaşamak ne kadar acı verici bir durumdur.

       Ama hayır! Sen buna izin verecek kadar aciz bir insan değilsin. Kendi benliğinle ve bilinçli eylemler yapabilecek güç var o tertemiz yüreğinde. Bütün öğretiler seni prangalarıyla bağlarken dar bir çevreye. İslam seni, sen yapar ve özgürleştirir benliğini.

     Yunus Emre’nin şu dörtlüğü çok manidardır.

İlim ilim bilmektir.

İlim kendin bilmektir.

Sen kendin bilmez isen,

Ya nice okumaktır.

      İşte, önce kendimizi bilmeli, kendimizi bulmalıyız. Bu arayışta sana yardımcı olacak yegâne kaynak İslam’dır. Bir gücün bu süreçte sana yardımcı olabilmesi için seni senden daha iyi bilmesi gerekir. İşte seni senden daha iyi bilen Allah(c.c.)’tır. Ve Allah (c.c) senin için İslam’ı seçmiştir. Senin fıtratına uygun davranışlar ve kurallar İslam’da toplanmıştı yüce yaratıcı tarafından…

      Bizi bizden daha iyi bilen, bize şah damarımızdan daha yakın olan yaratıcımız, bize tenezzül ederek mutluluğa ve kurtuluşa giden yolun formülünü vermiştir. Ve genç arkadaşım sen bu formülü uygulayacak kadar bilinçli ve akıllısın.

Hem özgürlük, hem de sonsuz mutluluk istemez misin?

_____________________________________
Kaynakça:
1- Albert Camus
2- Seyyid Kutub, Yoldaki İşaretler, S.5
3- Ed. Bruce Perry, Malcolmx Son Konuşmalar, S.69
4- Dr. Ali Şeriati, İslam Bilim Cilt-1,S.205
5- Grigory Petrov, Beyaz Zambaklar Memleketinde, S.32

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri
© Copyright 2017 Bingöl Haber bingölunsesi haber bingöl Gazete . Tüm hakları saklıdır. Bu site bingölun sesi Gazetesi Haber ön muhasebe programı bingöl billboard reklam
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİNGÖL HABERİ
bingöl bilgisayar firmaları
bingöl haberleri
bingöl haber