Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri

Gezi Parkının Zihinlerimizde Yaptığı Gezi Üzerine…

Bizler yaşanılan olayların tarihsel ve sosyolojik dönütlerini sağlıklı bir biçimde ele alıp değerlendirirsek doğruya ulaşabiliriz. Doğruya ulaştığımız zamanda olayların “oluş felsefesini” anlarız. Olayların “oluş felsefesini” anladığımızda da yaşanan bütün gelişmelerin sebeplerini ve sonuçlarını doğru analiz edebileceğimiz gibi “nasıl bir duruş” sergileyeceğimiz konusunda da kararsız kalmayız.
Bu makale 08 Haziran 2013, Cumartesi 00:21:39 eklenmiş ve 651 kez görüntülenmiştir.
Veysel Çeliker

Şimdi bizler de bu teoriden yola çıkarak günlerdir ülke gündemini işgal eden “Gezi Parkı” eylemini ve bu eylem neticesinde ülke geneline yansıyan eylemleri değerlendireceğiz. Değerlendirmemizi yaparken de konjonktürün önümüze koyduğu kriterleri bir tarafa bırakarak elimizi vicdanımıza koyacak ve  “Bizim hakkımız yenirken onlar neredeydiler?” demeyerek insani ve İslami sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.

SUSMA, SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK!

Bu cümle bu ülkenin en mahzun, boynu en bükük cümlesidir. Yalnız bir köşe de toplumun kendisine sahip çıkmasını bekleyen ve içten içten gözyaşları döken bir “hak” cümlesidir… Ve bu cümle bu ülke topraklarında yaşayan bütün bireylerin kullandığı tek ortak cümledir. Bismillahirrahmanirrahim lafzı bile bu ülkenin tüm bireyleri tarafından ortak bir sözcük olamamasına rağmen “Susma, sustukça sıra sana gelecek” cümlesi herkesin ortak bir paydası, ortak bir veryansın sözcüğü olmuştur.

Beğenirsiniz veyahut beğenmezsiniz, söyleyeceklerimiz ağır da gelebilir acı da… Ama hakkı, hakkın rızası için haykırmak farzdır…

Bu ülkede beğenirsiniz, beğenmezsiniz Şeyh Said’ler ayaklandı. Bağırdılar, çağırdılar   “Susma, sustukça sıra sana gelecek” dediler.  Ve bu çağrıya ona en yakın olan “Seyyid Rıza” bile olumlu cevap vermedi. Ve nitekim Seyyid Rıza’da o cümleyi kullanmak zorunda kaldı. Ve o cümleyi kullandığında Şeyh Said gibi yanında kimseyi bulamadı.

Derler ki İstiklal mahkemeleri bu ülkede 17.000 civarında insanı darağacına göndermiştir. İskilipli Atıf hocalar da “Susma, sustukça sıra sana gelecek” cümlesini kullanmıştırlar ama onlarda yanlarında kimseyi bulamamıştırlar.

Ve ülke tarihi boyunca mini mini gruplar halinde onlarca hatta yüzlerce grup bu şekilde imha edildi veyahut asimile edildi.  Ülkücülerin kayıtlarına göre 5.000 ülkücü darbe döneminde işkenceden geçti ve birçok insan hayatını kaybetti. Devrimciler, darbenin en büyük mağduru olduklarını söylerler ve ortaya koydukları rakamlar dehşet vericidir.

Bu coğrafyada kim kendi dünya görüşüne göre “hak” talebinde bulundu ise sonunda “Susma, sustukça sıra sana gelecek” cümlesini kullanmak zorunda kaldığı gibi yanında hiçbir zaman birilerini bulamamıştır…

Ülke tarihimiz boyunca birçok farklı etnik köken ve ideolojik grup sistemle karlı karşıya geldi ve bu olaylar karşısında halk hep dağınık durdu. Sistem ise safını hiç değiştirmedi ve sonunda da kazanan hep sistem oldu. Bugün de yaşanılanlar bir tekerrürden başka bir şey değildir…

ÇELİŞKİYİ ORTAYA KOYMAK MARİFET MİDİR?

Çok ciddi bir basın sansürü olduğundan dolayı ülkede yaşanan olayların görüntülerine ve bilgilerine ulaşmakta zorlanıyoruz. Ama sosyal medya kanalı ile birçok görüntüye ulaşabildiğimiz gibi birbirinden acımasız yorumları da okuyabiliyoruz. Öyle ki bölgemizde yaşanan karanlık dönemlerde yakılan ağaçların hesabını sormayanların bugün ağaçlar için meydana çıktığı ve samimi olmadıkları yönünde bir takım yorumlara denk geliyoruz. Evet, öyledir,  bir zamanlar “Başörtüsüne Özgürlük” mitinglerinde hak talebinde bulunanlar Başörtüsünü ne kadar düşünüyorlarsa bugünde Gezi Parkında hak talebinde bulunanlar ağaçları o kadar düşünüyorlar. Hatta Tunus’ta kendini yakarak “Arap baharının” başlamasına vesile olduğu belirtilen Bu Azizİ adındaki genç, Tunuslu muhalifler için ne anlam ifade ediyorsa dün Muhafazakârlar için Başörtüsü, bugünde Kemalistler için “Gezi Parkı” aynı anlamı ifade ediyor.

Bu saydığım araçların hepsi amaç gibi gözüküp bir ülkede iktidarı ele geçirmek için kullanılmıştır. Yani birbirinden çokta bağımsız şeyler değildirler. Kaldı ki her şey başka bir şeyin başlangıcı için kullanılıyor. Muhalefette olanların sokaklarda olması tarihsel olaylara aykırı değildir. Öyle ki bugün sokaklardan uzun süredir çekilen Muhafazakâr camianın yeniden Allah, Allah diye bağırması muhalefet kanadına geçince tekrar gerçekleşecektir.

Ha ben tüm bu çıkarcı ve menfaatçilere rağmen samimiyetinden şüphe duyulmayan arkadaşlara da bir haber vereyim. Karlıova’da bir termik santral yapılıyor. Karlıova’nın doğası 20 yıl içinde mahvolacak. O güzelim havaya zehir karışacak. İnsanlar evlerini uzaklara götürecek. Çocuklar sakat doğmaya başlayacak… Ve bugün bu katliama sessiz kalınmaması için çırpınanlara hanginiz dâhilsiniz? Muhafazakârlar mı, İslamcı geçinenler mi yoksa Kemalistler mi? Hanginiz daha çok seviyorsunuz doğayı söyler misiniz?

HA! SONUÇ MU İSTİYORSUNUZ?

Bizler tarihsel süreç içerisinde gerçekleşen olayları iyi tahlil edemediğimiz sürece sağlıklı bir duruş sergileyemeyiz. Ve ülke gündemini meşgul eden birçok olayda birilerinin ağızlarından çıkan ifadeleri “ayet” gibi algılamaya davet eder ve hakkın “Başkasına olan kininiz sakın ola ki sizi adaletsizliğe sürüklemesin” çağrısını görmezden gelmeye devam ederek “şirk” batağının içinde yüzmeye devam ederiz.

Gelişen talihsiz olaylar neticesinde bir tarafın şakşakçısı olmayı kendine vazife olarak görenler tarihin insafından ve ilimin kudretinden feyz alamamış kişilerdirler.  Dünya ve Türkiye halkları elini vicdanına koyan ve Allah’tan korkan Müslümanların adaletine muhtaçtır.  Bizler bu ülke toprakları üzerinde yaşayan farklı kesimlerin huzur içinde yaşamasını talep ediyoruz. Sükûnetin bu ortamda daha faydalı olacağı kanaatindeyiz. Vurarak, kırarak kimsenin eline bir şeyler geçmeyeceğini haykırmak istiyoruz. Tüm bunlara rağmen elinde güç olanların ülkemizin huzur ve barışını zedeleyecek adımları atmaktan çekinmelerini bekliyoruz. Adaletin bir gün “bu yazıları okuyanlara da” lazım olabileceğini herkesin düşünmesini istiyoruz. Bu yazıyı yazarken de protesto adı altında çevreye zarar verenleri de kınıyor halkı dinlemek yerine ona şiddet uygulayanları da kınıyoruz…

Herkes sükûnetini korumalı, iktidarlar nasıl halkın tercihleriyle bu ülkede yönetim sahibi oluyorsa yine halkın tercihleriyle gitmelidirler. Bu da adaletin ta kendisidir. Aksi yönde girişimler adalete aykırıdır. Doğru değildir.

Saygılarımla

celikerveysel@hotmail.com

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri
© Copyright 2017 Bingöl Haber bingölunsesi haber bingöl Gazete . Tüm hakları saklıdır. Bu site bingölun sesi Gazetesi Haber ön muhasebe programı bingöl billboard reklam
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİNGÖL HABERİ
bingöl bilgisayar firmaları
bingöl haberleri
bingöl haber