Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri

Bari Bingöl Kendi Gençlerini Kurtarsa...

Aslında her şey çok hızlı değişiyor. Bir gün önce herkes açısından popüler olan bir konu bakıyorsunuz ertesi gün unutulmuş bile... Bunu çoğu zaman uygulamada hissetmediğimi söylesem yalan olur. "Bu olay çok önemli mutlaka ele almalıyım" dediğim bir olayın ertesi gün hiç bir şey ifade etmediğini gördükçe gelişmelerin hızına yetişmek için daha fazla gayret göstermemiz gerektiği kanaatine varıyorum.
Bu makale 03 Eylül 2013, Salı 00:44:20 eklenmiş ve 771 kez görüntülenmiştir.
Veysel Çeliker

Tarihsel sürece baktığımda ise daha da şaşırıyorum aslında. Düşünün ki Kabataş devri tam 50.000 yıl sürmüştür. Yontma taş devri,2000; Cilalı Taş devri, 3000; Maden devri,1000 yıl sürmüştür. 

Yazının icadından sonra İlkçağ'ın 4375 yıl, Ortaçağ'ın 1100 yıl,Yeniçağ'ın 336 yıl sürdüğünü görüyoruz. Teknolojinin zirvede olduğu bu yıllarda ise bilim adamları her 14 dakika da "çağ" atlatıldığını beyan ediyorlar ki değişimin ve gelişimin ne kadar hızlı olduğunu tahmin etmemiz bile aklı yoruyor.

Değişim ve gelişimin hızlı bir şekilde değiştiğinin farkına varılmaması kişilerin oldukları yerlerde sabitleşmesine neden oluyor. Oysa 28 Şubat'ın 1000 yıl süreceğini söylüyorlardı ama 5 yıl sonra "sonun başlangıcının işareti" geldi...

GELELİM BİZİM JENERASYONUMUZLA BÜYÜKLERİMİZİN PROBLEMİNE

Belki bu yazıyı okuyan bir çok kişi -özellikle 80 döneminde acı çekenler- beni kınayacaktır. Ama görüşlerimi aktarmadan birbirimizi tanıyabileceğimizi zannetmediğim için görüşlerimi bu başlıkla buraya aktarmayı uygun gördüm.

 Başlık biraz ağır olabilir ama yazdıklarımı okuyunca bana hak vereceğinizi umuyorum...

80 dönemi gençliğinin çok acılar çektiğini biliyorum. Verdikleri mücadeleyi de takdir ediyorum. Cidden büyük bir başarıya imza atmışlar. Bodrum altlarında ideolojik bilgilenme çalışmalarına vakit ayıran 80 dönemi gençliği maalesef bugün kötü bir manzara ile karşı karşıyadır. Çünkü şimdiki nesil bodrum altlarında taş -okey oynamakla-  kırmakla meşgul bir durumda...

Doğrusu bu durumdan 80 dönemi gençliğinin rahatsız olduğu kesin fakat sorumlusu da bizzat kendileridir... 

Nedenine gelince...

 80 dönemi gençliğinin her an "Devrim Olacak veyahut Başaracağız" öğretisine olan inancı çok büyük bir şiddet ortamı ile engellemiştir. Buda o dönemin insanlarında yaratılan büyük umutların büyük bir fiyasko ile sonuçlanmasına sebep olmuştur. 

Ortaya çıkan fiyasko da "Ego tatminsizliğine" yol açmıştır. Bu tatminsizlikte darbe sonrası ortaya çıkan yarı özgür rejim içerisindeki hal ve hareketlerine yansımıştır.

Bu nesil yeniden ortaya çıkmak istemiş ve yarım kaldığına inandıkları işi tamamlamaya karar vermiştirler. Ama darbe sonrası uygulanan baskı metotları ve resmi ideolojinin inanılmaz baskısı özellikle yeni nesil içerisinde başarılı olmuştur. 

Etliye, sütlüye karışmayan kendi halinde güleç yüzlü çocukların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Öylesine ki bir üniversite de konuşma yapan dönemim Genelkurmay başkanı Kenan Evren üniversite öğrencileri tarafından alkışlanmıştır. O sıralarda 80 döneminde büyük acı çeken yazarlar ve çizerler bu duruma sert bir tepki göstermişti. O çocukları "Geri Zekalı" olarak niteleyen yazarlar dahi olmuştu.

Ama unuttukları bir şey var... O da Egolarının ortaya çıkardığı sorunlar silsilesi...

Evet, tarihteki birçok devir veya uygarlık binlerce yıl yaşamıştır ve dolayısıyla yöntemi de süreklilik arz edebilmiştir ama öyle bir çağda yaşıyoruz ki şimdiki neslin yani 80 sonrası neslin ve önceki neslin algılayış tarzlarında ki uygarlık farkı arada 20 sene olmasına rağmen binlerce yıl ile ifade edilebilecek kadar birbirine uzaktır ve bu uzaklık dikkate alınmadan yöntemde ki bu ısrarlılık -80 öncesi nesil için söylüyorum-gençliği bugünkü buhrana sürüklemiştir.

Demek istediğim şu: 80 dönemi hareket tarzını değiştirmedi ve gençlerin önünü kapattı. "Biz çok acı çektik, siz oturun oturduğunuz yerde" dercesine hareket ettiler. Bundan dolayı da yeni nesil susmak zorunda kaldı. Kendini anlatacak bir platform bulamadı. Sesini çıkarmak istedi ama sesinin duyulmasına engel oldular. Belki acemi idi ama bir şeyler yapmak istiyordu. 

KARŞIT TEPKİ OLUŞTU

Bu sebeple yeni nesil gençliğinin aydınlanmak isteyenleri bu durumu kabullenemediler ve çağ değişmişti. Bu duruma tepki gösteren gençlik kendi köşesine çekilmeye başladı. Top sakal bırakmayı, üniversite okurken kız tavlamayı bir sanat olarak görmeye başladı. Anlayacağınız kendi kabuğuna çekildi.
 
Şuan ülke gündemini yönlendirenlere veyahut yazarlara baktığımızda genelde 80 döneminde aktif olarak yer alan isimleri görürüz. Bu durum İslami, milliyetçi ve sosyalist kesimlerde de mevcut. Bu mevcudiyet durumu ileride çıkacak olan büyük bir sorununda habercisidir aslında. Çünkü alt yapı nerdeyse sıfır durumda. Her üç cephede de inandıklarının arkasını getirebilecek genç kitlenin sayısı çok az. Belki de sıfırdır.

Gençlerin önünü kapatmak, ortaya sosyolojik ve toplumsal sorunlar çıkartır. Bugün ülke gençliğinin hali içler acısıdır, şuan üniversite öğrenimlerini devam ettiren arkadaşlarımız bu durumun daha da bilincindedirler. Hatta yerele geldiğimizde Bingöl'de önünü alamadığımız intiharların sebebi bizzat üstte nedenlerini saydıklarımdır...

Saygılarımla

celikerveysel@hotmail.com

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri
© Copyright 2017 Bingöl Haber bingölunsesi haber bingöl Gazete . Tüm hakları saklıdır. Bu site bingölun sesi Gazetesi Haber ön muhasebe programı bingöl billboard reklam
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİNGÖL HABERİ
bingöl bilgisayar firmaları
bingöl haberleri
bingöl haber