Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri

Öncelikle dershaneler ne bir eğitim kurumudur ne de bir ihtiyaçtır.

Dershaneler İhtiyaç değildir: Çünkü çarpık ve yetersiz eğitim sisteminin bir neticesidir. Yanlışı başka bir yanlış ile gidermenin ürünüdür.
Bu makale 01 Aralık 2013, Pazar 22:02:44 eklenmiş ve 719 kez görüntülenmiştir.
Veysel Çeliker

Dershaneler Eğitim Kurumu değildir: Çünkü hızlı ve seri test çözme yeteneği kazandıran bir kurum ancak öğretim yapıyordur ve bunun adı eğitim değildir. Dershaneleri bir eğitim kurumu olarak görmek ve yansıtmak doğru değildir.

Dershanelerin terörü önleyici rol aldığını, fakir öğrencilere fırsat eşitliği sağladığı söylentileri de bir ajitasyondan ve abartıdan ibarettir. Batı illerinde de görmeye alıştığımız şiddet ve terör olayları bu tezleri çürütmektedir.

Dershanelerin kapatılması halinde Doğu ve Güneydoğu’da Türkçe konuşulmayacağını iddia etmek ve bu yönde bir prodoganda geliştirmek ise faşizmin ta kendisidir ki bu söylem aynı zamanda bir insanlık suçudur

Dershaneler kapatılmalı ve eğitim sistemindeki aksaklıkları giderilmelidir. Ek düzenlemeler yapılmalıdır. Dershaneleri kapatıp ardından gerekli önlemleri almamak çok ciddi travmatik sonuçlar doğurabilir. Eğitimin yanında ekonomik, psikolojik, sosyolojik ruhi bunalım ve sıkıntılara sebebiyet verebilir.

Eğitimin gerçek yuvaları okullardaki şartlar düzenlenmeli ve hayata geçirilmelidir.
Sırf dershaneleri kapatalım diye adımlar atılıp arkası getirilmezse yarardan çok zarar getirir ve merdiven altı dershaneciliği artıracağı gibi okulların ve Öğretmenlerin itibarlarını daha da azalacaktır.

DERSHANELERİ NASIL ARATMAYACAĞIZ?

Bizlerin özlemini duyduğu şey güç, iktidar tutkusu veyahut rant kapma telaşı değildir; çağdaş, bilimsel ve kaliteli eğitim, işini hevesle yapan ve emeğini helal eden öğretmenler, okula severek giden, bilgiyle donanarak dönen öğrencilerdir. Başka da hiçbir derdimiz yok. Yüreğini ortaya koyan eğitimcilerin heyecanını kaybettiği ve bir köşeye çekildiği günleri görmeyi asla istemiyoruz. Bu nedenle dershanelerin kapatılmasıyla eş zamanlı olarak yapılması gereken 11 maddelik bir yol haritasını kamuoyuna ve yetkililere sunuyoruz…                                           Ve eğer bu maddeler hayata geçirilirse kazanan Türkiye olacaktır. Ve ortaya çıkacak başarı da biz takdir edilmek istenen değil, takdir eden olacağız…

1-MALZEMEDEN ÇALMAK OLMAZ

En büyük projelerde ve hayranlık duyulan eserlerde malzemeden çalındığını, tasarruf edildiğini göremezsiniz. Eğitimin de en önemli malzemesi ÖĞRETMENDİR. Çimentosu eksik konmuş, demiri esirgenmiş bir bina nasıl çökerse öğretmeninden tasarruf edilmiş bir eğitim sistemi de aynı şekilde çöküşe mahkûmdur.

2-ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİM ANLAYIŞI GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR

Öğrenci merkezli anlayış son zamanlarda yaşanılanlardan sonra İflas ettiğini uygulamada göstermiştir. Öğrenciyi merkeze alan sistemin sonuçlarını özellikle liselerde öğretmenlerinin sırtına binen, onlara küfür eden, canını sıkan ufak bir şey olduğunda babasına şikâyet eden, Alo 147’de, bıçaklama ve öldürme olaylarında görüyoruz. Tüm samimiyetimle belirtmek istiyorum ki bunun sebebi “Öğrenci Merkezli Eğitim” anlayışıdır. Bir çocuğa kızıldığında her nedense “psikolojisi bozuldu” denilerek doktor doktor dolaştırılan ve ekranlarda bir trajedi olarak gösterilen bir durumun; öğrenci şiddetine maruz kalarak öldürülen bir Öğretmen’den çok çok daha işlenmesi acaba neyin sonucudur, neye hizmet etmektedir?

3-İTİBAR DEYİP GEÇMEMEK LAZIM!

Ulusal platformlarda sıklıkla işlenen “Öğretmen’in İtibarsızlaştırılması” konusu basit bir konu olarak görülmemelidir. İtibar denen olgu Maslow’un İhtiyaçlar hiyerarşisinde de 4. Aşamaya denk gelmektedir. Saygı aşamasını geçemeyen birisinin merak ve estetik ihtiyaçlarını gideremeyeceği gibi “kendisini gerçekleştirmesi de” mümkün değildir…

5-ŞİDDETE VE SUÇA BULAŞAN ÖĞRENCİLER İÇİN YAPTIRIM OLABİLMELİ

Geçenlerde 13-15 yaş arası 3 çocuğun bir hırsızlık olayına karıştığı bir vaka meydana geldi. Söz konusu olayda bir okulun yanı başındaki sağlık ocağı hedef seçilmişti. Sağlık ocağı çalışanların olayı fark etmesi ve suça karışan öğrencilerin yakalanmasından sonra okul idarecileri ve jandarma olay yerine intikal etti. Okul müdürü “Bu çocukların çok fazla vukuatları var. Yapabileceğim hiçbir şey yok. Okulumuzda da 3-4 hırsızlık girişiminde bulundular. Tutanak dahi tutamıyorum. Kısacası benim yapabileceğim hiçbir şey yok” derken Jandarma’da “Biz de bir şey yapamayız bunları yaşı ufak, götürsek bile hemen bırakmak zorundayız” dedi. Bunun üzerine o çocuklar bu ülkedeki sistemin ortaya çıkarttığı en büyük rezaletin resmini ortaya koyarak kahkaha atmaya ve elleri bellerinde dışarı çıkmaya başladılar. Şimdi beklenen ise bu çocukların 18 yaşına girerek suça bulaşmalarıdır…

6-ÖĞRENCİ SINIFTA KALMA KAYGISINI, GEÇME HEYECANINI YAŞAMALIDIR!

Başarısız bir öğrenciye sınıf tekrarı yaptıramamak en başından “öğrenciyi kaybetmek” demektir… Ne şart altında olursa olsun sınıfı geçeceğini bilen bir öğrenci için sınıfın ve sınıfın içindeki hiçbir unsurun itibarı söz konusu değildir. Başarısız veyahut niteliksiz öğrencilerin her sene “bir seçim yatırımı-affı” yapılıyormuşçasına aftan yararlandırılmaları ve öğrencilerin eğitim-öğretim sezonu başlar-başlamaz sınıfta kalma kaygısı duymamalarını sendikamız tarafından değiştirilmesi gereken bir durum” olarak değerlendirilmektedir…

7-ÖĞRETMENE HER TÜRLÜ ŞİDDET SERT BİR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMALI

Sıradan bir vatandaşın yanlışlıkla bir yerini inciten veyahut “bak, git oğlum” diyen bir çöpçü için 3 yıl ceza istendiği bir ülkede eşek sudan gelinciye kadar dayak yiyen, bıçaklanan veyahut renciden edilen eğitim camiasının mensuplarının kendilerini yasal olarak güvende hissetmemeleri kabul edilemez bir durumdur. Ülke şartlarında “yediği dayak, yanına kar” olarak kalan tek meslek gurubunun “yasal destek” sıkıntısı bir an önce giderilmelidir…

8-KALİTESİZ YÖNETİCİLER KESİNLİKE EĞİTİMDEN UZAKLAŞTIRILMALI

Sadece eğitim-öğretim dünyası içerisinde değil, hemen hemen bütün kurumlarda hatta aile içerisinde bile liderlik, yöneticilik görevini üstlenen kişilerin yeterli liyakate sahip olmaması halinde kurum veyahut aile içerisinde birçok problemler yaşanmaktadır. Özellikle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Taşra yöneticileri arasında görevine yeni başlamış bir öğretmenin bilgi ve becerisine bile sahip olamayan yöneticilerin bir okulu, bir ilçeyi ve hatta bir ili yönettiğini görmekteyiz. Şimdi bu durumda eğitim camiası kaliteyi nasıl yakalayacak?

9-EĞİTİMDE BAŞARILI OLANLAR “BAŞARDIKLARINA PİŞMAN” EDİLMEMELİDİR

Bazen sanal medyada ve ekranlarda okuruz. Öğrencileri için halkı için memleketi için kendisinden bir şeyler veren fedakâr öğretmenleri okuruz. Kendi cebinden okuluna kalorifer tesisatı döşeyen öğretmenleri de okuruz…

Peki, hiç düşündünüz mü bu öğretmenlerin bunları yaparken ve yaptıktan sonra nelerle karşılaştıklarını? Gidiniz ve sorunuz… Bu memlekette hayırlı işlere imza atanların nasıl pişman edildiklerini, haklarında soruşturmalar açıldığını ve hangi kriterlere göre dağıtıldığı aslında belli olan “Meçhul Başarı Belgelerinin” hangi kriterlere göre verildiğini ve bu belgelerden canını dişine takan eğitimcilerin yararlanamadığını “başardıklarına pişman” olanlara sorunuz,

10-ŞNT’LER DEN OKULLARIN HESABINA KAYNAK AKTARILMALI

Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde halkın deyimiyle “çocuk parası” olarak bilinen ve 30 Liradan başlayan yardım parasının çocuklar için kullanılması gerekmekte iken maalesef tam tersi bir durum yaşanmaktadır. Okula yapılan ufacık bir bağışın peşine düşen, müfettişler görevlendiren Meb in bu ŞNT paralarının nasıl kullanıldığının peşine düşmemesi enteresandır. Okulların da bütçelerinin olmayışı hesaba katıldığında ŞNT paralarından 3’te 1 oranında okulların hesabına aktarılması halinde her okulun özel bir kolej olma yolunda büyük bir kazanım elde edeceğini acaba hangimiz inkâr edebilir? 500 öğrencili bir okulda her ay Öğretmenden 50 tl toplamak yerine ŞNT’den gelen ve öğrenci başı 10 Tl olan paranın kullanılması halinde aylık ele geçen 5.000 Lira ile acaba hangi okulu özel okul kalitesine ulaştıramazsınız? 20 Öğrencili bir köy okulunda öğrenci başı okul hesabına aktarılacak 10 Lira ile okula kısa sürede bir kat kalorifer sistemi dönenilebileceğini biliyor muydunuz? Okullar izlenilecek bu yöntem ile özerkliklerini kazanacaklardır…

11-YETERLİ DERECEDE İSTİŞARE YAPILMALI

İslam dininde “İstişare” çok önemli bir unsurken demokrasinin de ilk adımı diyalogdur. “İstişare eden yanılmaz” öğretisine inanan, demokrasinin diyalogla başladığını savunan biri olarak Sayın Dinçer’in yeterli derecede istişare ettiğini, eğitimin taraflarıyla diyaloga geçtiğini düşünmüyorum. Zaman zaman bakanlık personelinin bile bu konuda çok ciddi sitemlerine şahit olmaktayız. Hemen hemen her konuda “ancak ben bilirim” deyip istişareden kaçınmak yaptığınız işte haklı da olsanız “başarısız” olmanıza neden olmaktadır. Bu noktada bakanlığımızın İstişare kurulunu sıklıkla kullanması, eğitim sendikalarının tümüyle yapıcı bir diyalog sürdürmesi bu ülkenin yararına olacaktır… Ayrıca Mebbis üzerinden merkezi bir anket sistemi oluşturarak her konuyu Öğretmenine soran bir bakanlık eminim yanlış yapmayacaktır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...

Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
E-Mail Bülten Kaydı
Arşiv Arama
- -
Anket

Bingöl'ün Sesi Gazetesi Bingöl haberleri
© Copyright 2017 Bingöl Haber bingölunsesi haber bingöl Gazete . Tüm hakları saklıdır. Bu site bingölun sesi Gazetesi Haber ön muhasebe programı bingöl billboard reklam
GÜNDEM
Kadına Şiddet
Anayasa Haberleri
Yerel Seçimler
SPOR
Galatasaray
Fenerbahçe
Basketbol Haberleri
Şampiyonlar Ligi
SİYASET
Recep T. Erdoğan
Devlet Bahçeli
Kemal Kılıçdaroğlu
AKP Haberleri
EĞİTİM
Eğitim Haberleri
Eğitim Bakanlığı
A.Ö.L.
Eğitim Portalı
DÜNYA
Avrupa Haberleri
Amerika Gündemi
Suriye İç Savaş
BİNGÖL HABERİ
bingöl bilgisayar firmaları
bingöl haberleri
bingöl haber